Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com
0 Ürün
Üye Ol

Moody's notu kırdı. Şaşıran var mı?

Moody's notu kırdı. Şaşıran var mı?

Kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarının ekonomik olmaktan çok diplomatik gelişmelere hizmet ettiğini her zaman söylemişimdir. Bu sebeple Moody's kararının arkasında Türkiye'nin Afrin'de gerçekleştirdiği askeri operasyon ve ABD ile çekişmesi olduğunu tahmin ediyorum. Sabahın erken saatlerinde geldiği için bu kararın piyasalara çok ciddi bir etkisi olmadı diyebilirim. BIST işlemlere başladığında bir kez daha bakacağız elbette. 

Moody’s dış kırılganlıktan bahsediyor açıklamasında. Yani dış ticaret açığı ve cari açık ile dış borçlanma konusundaki olumsuzlukların altını çizmiş. Kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye'yi yıllardır takip ettiği için "Şimdi mi fark ettiniz?" diye bir soru sormak istiyorum.

Türkiye, "İhracat rekor kırıyor" derken, ithalatın 2-3 kat hızlı arttığı, petrol fiyatlarının düşmesine rağmen cari açığın genişlediği ve TL faizleri yüksek diye firmaların geçmişteki kur hareketlerini unutup döviz cinsinden borçlandığı bir üke haline dün gelmedi. Her zaman böyleydi.

Dolayısıyla, Moody's açıklamasının daha önceki zamanlarda değil de şimdi yapılmasının arkasında bit yeniği arıyorum elbette. Neyse, başa gelen çekilir. Bir başka derecelendirme kuruluşu aynı şekilde davranmazsa, bu şoku atlatırız diye düşünüyorum.

Günlük hayatın fark ettirmediği arızalar…

ABD'de ekonomi politikaları üzerine ciddi bir karışıklık yaşanırken, Trump'ın ekonomi başdanışmanı istifa ediverdi. Geçen hafta da Beyaz Saray'dan önemli mevkideki bir hanımefendi istifa etmişti. Büyük ihtimalle, alt yapısı olmayan tezlere dayanan açıklamalar, liyakat sahibi olanların "benden buraya kadar" demesine yol açıyor.

Trump'ın demir-çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergisi koyacağını açıklamasından sonra gelen tepkilere bakarak, "Belki Kanada ve Meksika'yi ayrı tutarız" demesi de, büyük ihtimalle istifaların sebebi olan laubaliliğin bir eseri. ABD Başkanı sürekli olarak ortaya ham bir mesele atıp, herkesi tartıştırarak pişiriyor. Eğer pişen yemekten hoşlanırsa servis yapıyor, hoşlanmadıysa hemen geri vitese takıp başka bir gündem maddesiyle unutturuyor. 

Orta Doğu'da bile eşine az rastlanacak bu tavrın bir başka sebebi de "mantık çağı" denilen devrin sonra ermesi. Artık gücü elinde bulunduran, davranışlarının tutarlı olup olmadığını aldırmadan yola devam ediyor. Çünkü seçmenler de günlük hayatlarında ya da önemli kararlarında aynı tutarsızlığı gösteriyorlar. 

Sabah erkenden yola çıkıp işe giden, sonra da hava karardığında evine dönebilen insanların durup da düşünecek zamanları kalmıyor. Söylem ve slogan bombardımanı altında hayata devam edenlerin bu tempoda hafızaları kuvvetli olmaz. Aynı konuda beyan edilen iki zıt fikir arasında yeterli bir zaman diilimi varsa, aynı kişi tarafından söylenmesi kimseyi rahatsız etmiyor artık.

Benzer şekilde aynı ağızlardan çıkan farklı tonlardaki sözler de günün getirdiği karmaşa arasında kayboluyor. 

- Enflasyon düşecek

- Enflasyon düşmeli

- Enflasyon düşse iyi olur

Mesela yukarıdaki üç söylemin de aynı kaynaktan çıktığına bakan bir kişi, fazla bir yorum yapmadan "anlaşılan enflasyon düşmeyecek" deyiveriyor. Çünkü kendinden emin bir ses tonu, önce temenniye sonra da dileğe dönüşmüşse, belli ki bir sıkıntı vardır. 

Söylemler ne kadar cesur olursa olsun, şu gerçeği değiştiremeyiz: Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve yüksek faiz  sadece moral desteği ile çözülemez.

© İçerik Fabrikası 2016 - Tüm Hakları Saklıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER