Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com
0 Ürün
Üye Ol

Bebeğiniz beyninizi çalıyor

Bebeğiniz beyninizi çalıyor

Şimdiye kadar “annelik kutsaldır”, “cennet annelerin ayakları altındadır” ve benzeri sözleri duymayan kalmamıştır. Bu söylemlerin kaynağı kimilerine göre sosyolojik kimilerine göre fizyolojik. Ancak kadınların annelik sürecinde yaşadığı sıkıntılar konusunda herkes hemfikir. Kadınların hamilelik sürecinde başlayan unutkanlık, huzursuzluk ve rahatsızlıkları doğumdan sonra da devam ediyor. Şişlikler, emzirme sorunları, meme ucu yaraları, lohusa sendromu, fiziksel aktivitenin azalması, hareketin kısıtlanması, depresyon, sosyal yaşamın sekteye uğraması ve tabii uykusuzluk çoğu annenin karşılaştığı en sıradan sorunlar. İşin içine zorlu hayat şartları da girince çoğu kadın için annelik gerçekten de zor bir durumda dönüşüyor. Doğası itibarıyla zaten yeterince zor olan ebeveyn olma sürecinin kadınlarda yaşattığı fizyolojik değişimlere dair ilginç bir araştırma ortaya koyuldu. Araştırmanın hipotezi şöyle diyor: Anneler bebekte nasıl iz bırakıyorsa bebekler de annelerde iz bırakıyor; annelik kadınların beynini etkiliyor.

Kadınların beyninin hamilelik sürecinde küçüldüğü son yıllarda yapılan araştırmalara dayanarak iddia ediliyor. Yapılan yeni araştırmalar sayesinde bu küçülmenin sadece hamilelik sürecinde olmadığı doğumdan sonra da devam ettiği de öne sürülüyor. Anne beyninin bu şekilde kalması ilk etapta kulağa kötü bir durum gibi gelse de aslında bu durum anne ile bebeğin ilişkisinin olumlu yönde düzenliyor. British Columbia Üniversitesinde Nöroendokrinolog Liisa Galea, “Anne ile çocuk etkileşimini iyileştiren bu durum babalarda söz konusu değil” diyerek bu durumun yalnızca annelere özgü olduğunun altını çiziyor.

Her şeyin sebebi hormonlar

Yapılan araştırmalar bu durumdaki annelerin beyninin aynı zamanda “bebekleştiğini” de söylüyor. Çantasını arabada unutmak, ocağı açık bırakmak, sürekli uyuma isteği ve bunlar gibi çocuksu durumların hepsi meğer anneliğin hormonel durumundan kaynaklanıyormuş. Tabii bu süreç bebeği dünyaya getirdikten sonra bitmiyor. Yapılan araştırmalar anne olan kadınların kognitif becerilerinin daha fazla geliştiğini ve labirentlerden çıkma konusunda diğer kadınlara nazaran daha iyi olduklarını da söylüyor.

Öte yandan hormonlar sebebiyle bazen anneler depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi çeşitli sorunlar da yaşayabiliyor. Doğumun hemen ardından hormonlar hızla düşüşe geçse de yine de uzmanlar doğum sonrası yaşanan bu sıkıntıların nedenini tam olarak çözebilmiş değil. Diğer taraftan bazı annelerin doğumun hemen ardından aşırı uyanık, dikkatli oldukları da ifade ediliyor. Hatta bu kişilerde obsesif bozuklukların tersine gittiğine dair bazı hipotezler de bulunuyor. Koşullar her ne olursa olsun hormonlar, doğumun ardından kadınlarda önemli izler bırakıyor. Kadın bedeni “yaratım” işlemini bir kez gerçekleştirdikten sonra adet döngüsündeki hormon seviyesi hamilelik öncesine göre daha düşük seyrediyor.

Yapılan bu araştırmaların vardığı sonuç işe şu: Her çocuk annesinden beslenerek dünyaya geliyor. Dünyaya geldikten sonra da bu durum sona ermiyor. Sonuçta her anne çocuğundan her çocuk da annesinden izler taşıyor.

© İçerik Fabrikası 2016 - Tüm Hakları Saklıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER