Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com
0 Ürün
Üye Ol

Arkadaşım arı

Arkadaşım arı

Bir çocuğun arı korkusunu yenmesi için yaptığım şey sayesinde hem kendi böcek korkumu yendim, hem de başka bir dünyayı keşfettim. Bu keşif ise yaşama sevincimi kaybettiğim zamanlarda bana yardımcı oldu. Bazen bilmediğimiz bir dünyaya gözlerimizi çevirmek, yaşamın ne kadar muhteşem bir eser oluğunu hatırlatıyor ve kendi dünyanıza da farklı bakmanıza yol açıyor. 

Tatildeydik, havuz başında kahvaltı etmeye hazırlanıyorduk. Bize zengin bir kahvaltı sofrası hazırlanmıştı. Ama davetsiz misafirler salam ve sosislere gelince 12 yaşındaki kız çok ürktü, büyük hareketlerle arıyı kovmaya çalışırken onu durdurdum. Anlattım, arı onu sokarsa hayatını kaybederdi. Oysa arının niyeti onu sokmak değil kahvaltımıza ortak olmaktı. Sosisten minicik birkaç parça koparıp tabağımın etrafına dizdim. Arı hemen hedefe yöneldi ve minik bir parça alıp, tabağımız üzerinde teşekkür turu atarak gitti. Sonra yine geldi, yine bir parça alıp turunu attı ve gitti. Bu turlamalara yakın temas da eklenerek biz oradan ayrılıncaya kadar her sabah devam etti. Arı artık parmağıma da konabiliyordu ve o kanatlı bir böcekti. Yani beni hep ürküten, kırlarda tedirgin eden, rahatımı kaçıran böceklerden biri. Sonraları da arılar bana yaklaştığında hep arkadaşım arıyı hatırlar oldum.

Genç arkadaşımla başka bir gün de bir sineğin temizlik yapmasını izledik. İtiraf edeyim ki, bu banyo seansını hayranlıkla ve sabırla izledik, önce hızla ön bacaklarını iyice temizledi, sonra temiz bacaklarıyla boynunu ve başını, kocaman gözlerini de bir güzel sildi. En son da kanatlarının altını, üstünü defalarca ayaklarıyla temizledi, bu arada arka bacaklar da temizlendi. Sonra bir anda hafiflemiş gibi hızla uçtu gitti.

Ve bir film benim merakımı iyice uyandırdı: Micro Cosmos. Bu belgesel bilmediğimiz bir dünyanın canlılarını şiirsel bir dille bize yansıtıyor. Elbette böceklerle ilgili tek belgesel bu film değildir, televizyonda böceklerle ilgili birçok belgesel var. Hep merak ederim kimler nasıl emek vererek bu dünyanın kapılarını bizim için aralıyorlar. Japonlar pek meraklılar böceklere, evlerinde bile besliyorlar ve 2010’da onlarla ilgili bir de belgesel dikkatimizi çekti: Beetle Queen Conquers Tokyo ve bu belgeselin baş aktörü de, devasa kıskaçlarıyla ürkütücü bir görünümü olan Hercules Beetle adlı bir kınkanattı. Dişileri için karşılaşan iki Herkül’ün nasıl da boynuzlarıyla ölümüne dövüştüklerini gördüğünüzde böceklerin bile aşk için neleri göze aldıklarına tanık olabilirsiniz. Bu sadece bir örnek. 

Böcekler de birçok canlı gibi eşlerini baştan çıkarmak için gizli marifetlerini, hatta gizli özelliklerini, renklerini, antenlerini kullanıyorlar. Örneğin çubuk böcekler sınıfında erkekler dişilerinin gönlünü kazanmak için balerinleri kıskandıracak zarafette danslar yapıyorlar. Örneğin akrobasi yaparak dişisinin dikkatini çekmeye çalışan ve adeta yeşil bir peri kızı görüntüsüyle peri adına da layık görülen en geniş çubuk böceklerden Huge Jungle Nymph’in baştan çıkarma dansı izlenmeye değer! Bir başka türü de Phylliidae, Phyllium ve Phyllium giganteum. Bunlar da güzellikte orkideleri bile kıskandıracak zarafette çiçek böcekler, kanatları renkli birer yaprak gibi gövdelerini çevreliyor, hareketleri yavaş ve zarif.

Kosta Rika için böcek cenneti derler. İnsanların yaşadığı yerlerde onlara rastlamadım, üstelik çok istediğim halde fırsat yaratıp San Jose’deki Böcek Müzesi’ne de gidemedim. İlgilenenlerin bilgisine…

Mimar ya da isterseniz inatçı bir işçi diyelim; böceklerin en güçlü, en marifetlilerinden biri de bok böceği diye adlandırdığımız ve Mısır tapınaklarında özel bir yere konan Scarabe’ler. Bu böcekler mera ortamında yararlı böcekler olarak kabul görüyorlar. Boyundan büyük bir dışkıdan gayet düzgün kenarlı dev bir bilye yapan bok böceği, onu arka bacaklarıyla iterek hedefine götürüyor. Asla vazgeçmeden, her türlü engelden bilyesini aşırarak, sabırla yol alıyor. Bu sahne Micro Cosmos’da izlenmeyi alınmış.

Güzel bir havada pikniğe çıktığımızda, çimenler üzerine serdiğimiz örtünün altında nasıl bir dünya var olduğu hiç aklımıza gelmez. Bu dünyayı anlamak için sabırlı olmak ve sessiz kalmayı bilmek gerekir. Burada ölçüler de, zaman da farklıdır. Buranın halkı için en küçük taş koca dağdır, bir damla su okyanustur. Zaman da farklı akar; bir saat bir gün, bir gün bir mevsim, bir mevsim ise bir hayattır. Böcekler dünyasında öyle tasarımlar var ki, nicesi bilim kurgu filmi tasarlayanlara esin kaynağı olmuştur, bazen bir uzaylıdırlar, bazen robot! Bu dünya halkını bilim kurgucular çok iyi tanıyor. 

Biz onlardan korkarız, en yüreklimizi bile yerinden sıçratır. Pek de haksız sayılmayız. Bazılarının öldürücü zehirleri vardır, minicik olmalarına rağmen bu zehir fena halde canımızı yakar, hayatı zindan edebilir, hatta ölümcül olabilir. Bazılarının düşmanına saldırmasına bile gerek olmayan makineli tüfek gibi uzaktan püskürttüğü ve karşısındaki canlıyı sarıp sarmalayıp uyuşturan zehirleri var. Bazıları bulundukları yere uyum sağlayarak tuzak kurar. Bazıları kanımızı emerken hastalık aşılarlar. Yine de yok edilmeyi hangileri neden hak etmeliler diye düşünmeli.

Unutmayalım ki her canlının bir görevi var yerkürede. Dolayısıyla zincirleme etkileriyle bulundukları yerlerde yararlı olduklarını unutmamalıyız. Bazıları zararlı, bazıları ise zararlıları bertaraf eden, bulunduğu yere yararlı böceklerdir. Örneğin bal arılarının, zirai ilaçlar yüzünden nesillerinin tehlikede olması, bitkilerin döllenmesindeki olumsuz etkisiyle endişe uyandırıyor. Bazı bitki sinekleri bitkilere dadanan larvaları, yaprak bitlerini, örümcekleri yiyerek bitkileri koruyorlar. Bildiğimiz Peygamber Devesi de keneleri yiyerek besleniyor. Böceklerin bu marifetleri artık bilindiği için ziraatte de daha çok onlardan yararlanma yoluna gidiliyor. Örneğin Kayseri’de tarımda kullanılan faydalı böcekler sayesinde zirai ilaç kullanımı en aza indirgenebildi. Organik tarımda önemli bir adım, bizim sağlığımızda da…

Böcekler o kadar zengin bir canlılar yığını ki, hala bilinmeyen türleri var. Üstelik bilim adamlarına göre bizim için hayat bitse de onlar en büyük doğa felaketlerinden bile sıyrılmayı başarıyorlar. 

Ne var ki böcekler ilgimi çekse de eski korkularımdan tamamen sıyrılamadığım için ben yine de bu davetsiz misafirlerden bazılarının hayatıma yaklaşmalarını önlemeyi yeğlerim. Ama öldürmek yerine engellemeyi seçerek. Ne var ki artık böcekler alemi benim için bilinmeyen bir korku filmine benzemiyor. Böcekten aşırı korkanlar da böcekler sınıfının güzel türlerini keşfederek onlara farklı bakmayı başarırlar, hatta çiçek böceklerle, çubuk böceklerin perileriyle tanışarak, kimilerini daha iyi tanıyarak korkularını kontrol altına alabilirler. Hayat her koşulda devam ediyor ve bu hayat gördüğümüz şeylerden ibaret değil. Dünya ise, sadece insanlara ait olmamalı. 

© İçerik Fabrikası 2016 - Tüm Hakları Saklıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER

BAŞVURU FORMU

-
GÖNDER